<<< hakkımızda / 2004 yılı faaliyet raporu
faalİyet raporlarI - 2004 -
Talih Kuşu'nun Öyküsü
Türk Milli Piyangosunun, uzun yıllar belirli bir amblemi olmamış ve zaman zaman gözü bağlı kadın ve zaman zaman dört yapraklı yonca simge olarak kullanılmıştır. 1975 yılında yapılan bir yarışma ile "Milli Piyango İdaresi" kelimelerinin baş harflerinden yararlanılarak meydana getirilen "Talih Kuşu Güvercin" amblem olarak kullanılmaya başlanmıştır. Reklamlarımızdaki ana tema "Talih Kuşu" veya "Şans Güvercini' dir artık.
Biletlerin Basımı
İdaremizin piyango biletleri son yıllarda T.C. Merkez Bankası Banknot matbaasında basılmaktadır. Daha önceleri Türk Tarih Kurumu matbaasında, Başbakanlık Basımevi'nde de biletlerimiz basılmıştır.
Türk kağıt paralarının ve diğer değerli kağıtların (tahvil, hisse senedi, kimlik belgesi vs. gibi) tam güvenlik şartları içinde basıldığı Banknot matbaası, Piyango biletlerimiz için de banknot gibi "Tam güvenlik şartları"nı garanti ettiğinden ve ayrıca" Devlet güvencesini" simgelediğinden biletlerimiz filigranlı banknot kağıtlarına bu matbaaya bastırılır.
Devlet Malzeme Ofisinden talep ettiğimiz filigranlı kağıtlar bu kuruluş tarafından yerli veya ithal olarak temin edilerek Banknot matbaasına verilir. Biletlerin basımı için gerekli Yönetim kurulu kararı ile numara cetvelleri ve kompozisyonlar da verildikten sonra Banknot matbaasınca baskıya geçilir. Tüm teknik işlemlerden sonra hazırlanan örnek baskılar için İdare'nin onayı alınarak baskıya geçilir. Bugünkü sistemle beher tabakaya 40 adet bilet basılır ve matbaaca tabakalar itibariyle nefaset-baskı kontrolüne tabi tutulan biletler İdaremize binlik desteler halinde teslim edilir.
Banknot matbaasından teslim alınan biletler teker teker baskı ve nefaset kontrolüne alınırlar. Ön ve arka yüzleri kontrol edilen biletlerin baskı planlarına uygun olduğu da tespit edildikten sonra yüzlük desteler haline getirilmesi sağlanır. Hatalı ve bozuk çıkan biletlerle numarasız biletler ayrılarak iptal edilir bu biletlerin yerine Banknot matbaası elemanlarınca yenileri basılır. Her türlü kontrolü biten biletler sevkiyat ünitesine verilir.
Piyango İdaresine kapıyla getirilen bilet....
Milli Piyango İdaresi'ne "kapıyla bilet getiren" talihlinin öyküsü kuşaktan kuşağa anlatılır, durur... Adı belirlenemeyen bir talihli, unutkanlığından olacak biletinin kaybolmasını önlemek için odasının kapısına yapıştırmış... Bilet her an gözünün önünde. Kaybolma, yırtılma tehlikesi yok. Çekiliş sonrası büyük ikramiyeyi kazandığını görünce sevinçten havalara uçmuş. Sonra özenle kapıyı söktürüp bir hamala yükletmiş. Çocuğunun üstüne titreyen bir baba gibi, özenle "Aman dikkat, destur.. Açılın" diyerek... Koca kapı sırtında hamal önde, o arkada Bahçekapı'da bulunan piyango idaresinin yolunu tutmuşlar.
Herkeste bir merak. Talih kuşunun konduğu koca kapı hamalın sırtında, talihli idarenin kapısına dayanmış. İdaredekiler de şaşkın... Bugüne kadar çok talihli görmüşler ama hepsi biletleri cebinde gelmiş. Böylesi ilk kez görülüyor.
Talihli, deste deste paraları bir an önce kucaklamanın sabırsızlığı içinde "İşte kapı, işte bilet" demiş. Ama görevlilerden birisi "Olmaz, biz ödeme yapamayız. biletin arkasını da bir görelim hele" demez mi?
Bilet talihlinin "Aman dikkat, yırtılırsa gitti gider bizim paracıklar" uyarısının ışığı altında sıcak suyla ve özenle yerinden sökülmüş. Arkası da kontrol edildikten sonra heyecandan neredeyse ölecek hale gelen talihliye ikramiyesi ödenmiş...
Bugün artık piyango idaresine kapıyla gelen talihlilere rastlanmıyor... Onun yerine eli çantalı talihliler geliyor...
Piyango'nun Ünlü Satıcı1arı...
Önce Tayyare Piyangosu... Ardından Milli Piyango tam 64 yıldır şans dağıtıyor. Bu süre içinde binlerce kişi milyoner oldu, yepyeni bir yaşam kurdu. Onlara biletle birlikte " Umut ve Şans" satan bayilerin bazıları ise büyük şöhrete ulaştı. Öyküleri bugün bile anlatılır, durur...
Tayyare Piyangosu başlangıçta, Tayyare Cemiyeti'nin tüm yurda dağılmış 425 şubesi ve seyyar satıcılar tarafından satılıyordu. 1939 yılında ise İstanbul'da 193, Ankara'da 27 bayi bulunmaktaydı..
UZUN ÖMER VE CÜCE SİMON

2 Metre 25 santimlik boyuyla Uzun Ömer, eski İstanbul'un çok rağbet gören bilet satıcıları arasında yer almaktaydı.
Basket takımı koçları bugün yaşasaydı, onu kapmak için birbirleriyle yarış ederlerdi ama o uzun boyundan zaman zaman yakınırdı.
Hele bir keresinde hastaneye yattığı zaman ona göre karyola bulmak gerçekten büyük sorun olmuştu.
Uzun Ömer, önceleri Karaköy Postanesi'nin yanındaki küçücük bir dükkanda satış yapıyordu. Daha sonra bu bina yıkılınca Köprü altına taşındı. Ve ömrünün son yıllarına kadar yazın sıcağında, kışın ayazında burada umut ve şans satışı yaptı. Uzun boyu ile İstanbullular arasında efsanevi biri olarak bilindiğinden bilet almak için özel olarak karşıdan köprüye gelenler olurdu...
 |
Ya Cüce Simon? Uzun Ömer'in tam tersi, küçücük boyu ince tiz sesiyle yıllarca seyyar bayi olarak çalışmıştı. Her zaman şık giyinir, şapkasını başından, boyuna gelen bastonunu da elinden eksik etmezdi. Öyle sürekli işe de çıkmazdı. Arada ceplerine doldurduğu biletlerle dolaşmaya çıkar, biletleri birkaç saat içinde tüketiverirdi.
Cüce Simon, eski İstanbul'un tanınmış kişileri arasına girmişti. Bu yüzden kazancı hakkında çeşitli söylentiler dolaşırdı. Kendisinin, yakınlarına anlattığına göre, bu söylentiler yüzünden onda çok para bulunduğunu zanneden iki hırsız gece evine girmiş, Cüce Simon'u soymaya kalkışmıştır... Simon, boyundan ve kendisinden umulmayan bir cesaretle hırsızlara karşı koymuş, bastonuyla üzerlerine yürüyerek" Namussuzlar.. Şimdi sizi parçalarım ha..." diyerek gözdağı vermişti... Ve yine kendisinin ifadesine göre hırsızlar "Biz ettik, sen etme Simon Efendi" diyerek merhametine sığınıp, çareyi kaçmakta bulmuşlardı. |
 |
|